Ramazan ayının bu sene Ağustosun kavurucu sıcaklarına denk gelmesi, oruç tutanları bir hayli olumsuz etkilemektedir. Özellikle bu dönemlerde tansiyon, diyabet, şeker hastalarının dikkat etmesi gerekmektedir. Ayrıca oruç tutmanın getirdiği açlık hissi ve sıcaklar, tansiyonunuza yansıyabilir. Bu dönemlerde kendinizi halsiz hissetmeniz ise çok normaldir.

Ramazan ayında birçok insan uzun süren açlık yüzünden yağlı ve kalorisi bol yiyeceklere yönelmektedir. Ancak bu durum istenmeyen sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Bu yüzden Ramazan ayında beslenmeye dikkat edilmesi gerekmektedir. Uzmanların bu konuda yaptıkları yorumlarda, Ramazan ayında insanların beslenme alışkanlıklarının önemli bir ölçüde değiştiğini gözlemlediklerini belirtmişlerdir. Normal şartlarda 3 ana öğünden oluşan beslenme alışkanlığının sahur ve iftar olmak üzere ikiye düştüğünü belirten uzmanlar, bu iki öğünde hafif ve doyurucu yiyecekler yemelerini önermektedirler. Bu durumda oluşabilecek sağlık problemlerinin önüne geçilmenin zor olacağını da belirten uzmanlar, iftar ve sahur da daha dikkatli, sağlıklı ve hafif beslenmeleri gerektiğini vurgulamışlardır.

Sahur ve İftarda Nasıl Beslenilmesi Gerekir?

Öncelikle uzmanlar sahura mutlaka kalkılması gerektiğini belirtmişlerdir. Sahurun, iftara hazırlayan önemli bir öğün olduğunu da belirten uzmanlar “uyuya kalma” bahanesinin ardına saklanılmaması gerektiğini de belirtmişlerdir. Sahur yenilen yemeğin açlık süresinin kısalttığını da belirtmişlerdir. Ayrıca sadece iftarda yenilen yemek ile tutulan orucun açlık süresini uzattığı ve kan şekerinin düşme ihtimalinin arttığı da uzmanlar tarafından belirtilmiştir. Bu yüzden kan şekerinin dengelenebilmesi için sahura kalkılmalıdır. Mide’de uzun süre yer tutacak protein ve lif bakımından yüksek değerleri olan besinlerin seçilmesi gerektiği belirtilmiştir. İftar ve sahurda aşırı yemenin bir faydası olmamaktadır. Çünkü insan vücudunun günlük protein, enerji, vitamin ve mineral ihtiyacı her türlü karşılanılsa bile açlık hissi karşılanamamaktadır. Bu sebepten midemizde uzun süre yer tutabilecek, yavaş bir sindirime neden olan ve uzun bir süre tokluk hissi veren yiyeceklerin seçilmesi gerektiği de belirtilmiştir. Bu nitelikte olan tam tahıllı ürünleri, et ve süt ürünleri, sebze, yumurta ve meyveler tercih edilmelidir.

Lifli Yiyecek Tüketiminin Önemi Nedir?

Lif içeren ürünlerin tüketimi ise, Ramazan’da bolca karşılaşılan kabızlık problemine de çözüm değerindedir. Beyaz undan yapılmış olan hamur işleri ve şeker içerikli yiyecekler, vücutta insülin  salgısı uyarısı yaparak sıvı ihtiyacına ihtiyaç duyar.Dolayısı ile hamur işleri ve şekerli yiyecekler sizi susatır.

Sahurda ağır yemeklerden kaçınmalısınız. Onun yerine haşlanmış yumurta, kepekli makarna, bulgur gibi yiyeceklerin tüketilebilir. Öte yandan lifli yiyecekler olan beyaz pirinçten yapılan yiyecekler, sebze ve meyveler, tam tahıllı ekmekler sahurda tüketilmesi öneriler yiyecekler arasındadır. İftarda ise besin değeri yüksek yiyeceklerden yeteri kadar yenilmesi gerektiği önerilmektedir. İftar sonrası yenilen tatlılar ise güllaç gibi hafif tatlılar olmalıdır. Sebze,meyve,tavuk eti ya da balık eti,ayran veya cacık iftar sofralarınızda bulundurmanız gereken lif ve besin değerleri yüksek yiyeceklerdir.

Oruç Tutmak Bir Zayıflama Yöntemi Midir?

Uzmanlar bu konuda da insanları uyarmaktadır. Oruç tutmak genel çevrelerce zayıflama diyeti gibi algılanabilmektedir. Bu algının yanlış olduğu ve oruç tutmanın zayıflama diyeti olmadığı uzmanlarca açıklanmaktadır. Oruç tutan bir kişinin metabolizmasının zayıflamaması, kabızlık sorunları ile karşılaşmaması için yürüyüş önerilmektedir. Uzmanlar iftardan sahura kadar olan yemek yeme sürecini dört öğüne yaymaları gerektiğini belirtmişlerdir. İftar açılışının sert olmaması gerektiğini belirten uzmanlar önce hafif bir iftar açılışının yapılması daha sonra iftarın yapılması belirtirken daha sonraları gece ara öğünü yapılıp daha sonra sahura geçilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Yemek yeme esnasında acele edilmemeli, yiyecekler iyi şekilde çiğnenmelidir. İftardan sahura kadar olan bu dört öğünde bol sıvı tüketimi yapılmalıdır. Ana öğünün yatmadan 2 saat önce yenilmesi gerektiğini de belirten uzmanlar, yağlı yiyeceklerden de kaçınmaları gerektiğini belirtmişlerdir. Yağlı yiyeceklerin hazımsızlık, reflü ve kabızlık şikayetlerini arttıran bir yapıya sahip olmasından ötürü daha çok lifli yiyeceklerin seçilmesi gerektiğini de belirtmişlerdir.

Sahur için uykusunun bölünmesini istemeyen kişilerin vücut dirençleri,  sahura kalkan kişilerin vücut dirençleri gün içerisine oranla daha düşüktür. Bunun nedeni sahurda alınması gereken yiyecek takviyesinin olmamasıdır. Bu sebeple sahura mutlaka kalkılmalıdır. Aksi taktirde iş yerlerinde verim düşüklüğü, enerji yetersizliği,konsantrasyon kaybı gibi problemler ile karşılaşılabilir.

Ramazan Ayında Görülen Rahatsızlıklar

Ramazan’da sık görülen rahatsızlıklardan bir tanesi de reflüdür. Gün boyu aç olan kişinin birçok öğünü iftarda tüketmesi, mideye aşırı yüklemenin yapılması bu rahatsızlıklara yol açmaktadır. Sahurda ise yenilen salam, sucuk, sosis, kızartma, kavurma ,çok yağlı ve baharatlı yiyeceklerin tüketilmesi sıvı kaybına neden olmaktadır. Bu gibi durumlar midede yanma, ağırlık, bulanma gibi problemlere yol açmaktadır. Bu problemlerin bütünü ele alındığında da mideye yapılan baskı ve tahribatlar bir takım hastalıklara yol açıyor. Reflü ise bunların en başında yer almaktadır. Bir diğer problem ise vücudun su kaybına uğraması nedeni ile oluşan kabızlıktır. Kabızlık oruç tutan kişinin yaşamış olduğu su kaybı ve lif olmayan besinlerin kullanımı nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Bu gibi sorunlarda bol sıvı tüketiminin yapılması gerektiği, iftardan sonra 1 veya 2 saat yürüyüşe çıkılması gerektiğini belirten uzmanlar ayrıca sahurdan sonra hemen yatılmaması gerektiğini belirtmişlerdir. Sahur sonrası küçük egzersizler ile rahatlanılması gerektiği, bir süre geçtikten sonra ise yatılabileceğini belirten uzmanlar bunun sağlık açısından önemli olduğunu da belirtmişlerdir.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

error: Copyright! Yaşamloji