Tıp camiasında “tremor olarak isimlendirilen titreme, kasların istem dışı olarak yaptığı, ritmik hareketlerdir ve birçoğumuzun sosyal hayatını etkileyecek şekilde rahatsızlık verir. El titremesinin kafein, ilaç kullanımı, çeşitli rahatsızlıklar, kayığı, düşük kan şekeri gibi pek çok nedeni bulunmaktadır. Yaşlılarda el titremesine daha çok rastlanır ancak her yaştan insanda tremor (el titremesi) görülebilmektedir.

Ellerin yazı yazarken ya da bir bardak tutarken olduğu gibi, bir süreden sonra yerçekimine karşı bir pozisyonda tuttuğunuzda görülen titremeye tıp da hareket tremoru denilmektedir. Düğmeye basmak ya da bir nesneye uzanmak gibi belli bir hareket sonucunda görülmüş olan titremeler kinetik tremordur. Kaslarınız hareket halinde değil de, dinlenme halinde görülen ve elleriniz hareket halinde iken geçen titremeler ise statik tremor olarak adlandırılır.

El Titremesinin Sebepleri Nelerdir?

Psikolojik Sebepler: Çok heyecanlandığımız zaman, korktuğumuzda ya da öfkelendiğimiz zaman bu olan durumu “elim ayağım titredi” deyimi ile anlatırız ve bu sadece gelişigüzel söylenen bir deyim olmaktan ötedir. Vücudumuzdaki kaslara söz geçiremediğimiz zamanlar olur. Bu durumun neden, vücudun stres ya da benzeri bir durumda kendini salıvermesidir. Dışarıdan gelen bir tehlike algılandığı halinde vücut, bu tehlikeye karşı kendini korumak amacıyla adrenalin salgılar, kaslar gerilir, damarlar genişler, kalp daha hızlı bir şekilde atmaya başlar. Bütün bu hareketlenme kişinin kendini en iyi biçimde koruması içindir. İşte bütün bu savunma mekanizması esnasında vücutta titreme de oluşur. Stres den kaçınmak faydalı olacaktır.

Kafein Hassasiyeti: Bazılarımız kahvenin “dokunduğunu” belirtirler. Kahvenin dokunmasından kasıt çoğu kez ellerde titreme şikâyetleridir. Bu şikâyetlere yol açansa sadece kahve değil, çay, enerji içecekleri, gazozda, çikolata gibi başka yiyecek ve içecek maddelerinde bulunan kafein hassasiyetidir. Kafein bitiklerden elde edilir ve merkezi sinir sistemini uyarma özelliği taşıyan maddeler vardır. Zaten bu nedenle sabah kahveyle uyanmak, kısa sürede alışkanlık haline gelir.

Kafein hassasiyeti, yan etkiye yol açabilen kafein miktarıdır. Kafeinin yan etkileri baş dönmesi, baş ağrısı ve kaygı özellikle el ve kollarda titreme sayılmaktadır. Kimin ne miktarda kafein alabileceği, kişiden kişiye değişmektedir. Tüm insanlar için geçerli olacak biçimde, dokunmayacak bir tutar söylemek zordur. Bir bardak kahve sonrası rahatsız olanlar olduğu gibi günde altı, yedi bardak kahve içenlerde olabilir. Kafein hassasiyetinizin sınırlarını ancak kendi tecrübelerinizle bilebilirsiniz. Kafein hassasiyetinizin çizgilerini yalnız kendi tecrübelerinizle bilebilirsiniz. Kafein aldıkça, vücudun tolerans derecesi de artar ancak hiçbir şeyin aşırıya kaçmanın iyi olmadığını hatırlamakta fayda vardır.

Alkol ve Bağımlılık Yapan Maddeler: Alkol, uyuşturucu madde veya reçetesiz veya reçeteli olsun, birçok çeşitli ilaçlar vücutta bağımlılık yapabilmektedir. Vücut zaman içerisinde söz konusu olan maddeye göre kendini tekrar düzenler. Bir süre sonra bağımlılık yapan madde, vücudun alışılagelmiş fonksiyonlarını yerine getirmesi için zorunlu hale gelir. Bağımlılık yapan maddeyi almadığınızda yoksunluk belirtileri yaşanmaktadır.

Örnek olarak alkol, vücudun normal işleyişini ve tepkilerini yavaşlatır. Uzun bir dönem boyunca alkol alımına tekrardan başlanıldığında, merkezi sinir sistemi kendini alkolün etkilerine göre ayarlar. Alkol alımını bıraktığınızda veya yeterli bir şekilde alkol almadığınızda, alkolün eksikliği sebebiyle beyinde kimyasal bir istikrarsızlık ortaya çıkar. Vücudun vermiş olduğu yoksunluk tepkileri, bu kimyasal dengesizlikten kaynaklanmaktadır. Baş ağrısı,  uykusuzluk, görme bozukluğu,  titreme ve fiziksel ağrılar yoksunluk belirtileri arasında bulunmaktadır.

Hipoglisemi: Hipoglisemi kan şekerinin düşmesi demektir. Kendisi bir hastalık değildir ama bir rahatsızlıktan dolayı kaynaklanıyor olabilir. Kan şekeri vücudun belli başlı enerji kaynağı olduğundan, kan şekeri düştüğünde vücutta bazı dengelerin bozulması da normaldir. Bulanık görme, kaygı, yorgunluk, çarpıntı, terleme, artan açlık hissi ve ellerde titreme, kan şekerinin düştüğüne işarettir. Kan şekerinin düşmesi mutlaka şeker hastası olmak anlamına gelmez. Alkol tüketimi, çeşitli ilaçlar ya da uzunca bir süre aç kalmak hipoglisemiye yol açabilir.

Hipertiroidi: Boynun al tarafında yer alan tiroit bezinin salgılamış olduğu hormonlar, vücudun birçok bakımdan dengesini korur. Hipertirioidi, tiroit bezinin gereğinden daha fazla tiroit hormonu salgılamasıdır. Bu hâl doğal bir şekilde vücutta çeşitli tepkilere sebep olur. Ani halsizlik, terleme, çarpıntı, kilo kaybı ve sinirlilik gibi belirtilerin yanı sıra tiroksin adlı hormonun fazla salgılanması nedeniyle sinir uyarılması ve buna bağlı bir şekilde el ve parmaklarda ince bir titreme gerçekleşebilir.

Parkinson Hastalığı: Beynimiz tarafından üretilen dopamin maddesi, düşünme, hareket kontrolü, davranış ve hafıza gibi vücut fonksiyonlarımız için olduğundan fazla önemli bir kimyasaldır. Parkinson hastalığı ise, dopamin üretebilen beyin hücrelerinin yavaş bir şekilde yok olması sebebiyle ortaya çıkar. Hastalığın ilk dört belirtisi titreme (çene, el, kol, bacak ve yüzde), uzuvlarda katılık, hareketlerde yavaş bir hal ve vücutta dengesizlik olarak sayılmaktadır. Hastalığın ilerleme göstermesiyle belirtilerde yükseliş ve kötüleşme olabilir.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

error: Copyright! Yaşamloji