Kilo Vermek!

Ne yana baksak, başımızı ne tarafa çevirsek bir kilo takıntısı ilişiveriyor gözümüze… Zaman zaman görmezden geliyoruz, zaman zaman da kendi kitle endeksimizi hesaplarken buluyoruz kendimizi. Çoğu zaman da yeni bir egzersiz ya da diyet programı uçuşmaya başlıyor kafamızda. İlk başta kuvvetli olan bu ihtimal eriyip gidiyor ne yazık ki, yağlarımız kalıyor bize kâr!

Burada rahatsız edici olan durum aslında ayran gönüllü olarak başladığımız diyet ya da egzersiz programlarından verim almak yerine onu olumsuz bir duruma dönüştürmek olarak gözümüze çarpmakta. Şöyle ki, hayatımızın hemen hemen her anında her şeyin hazır olmasına o kadar çok alıştık ki; artık beklemek, çaba göstermek, amaçladığımız bir şey için sabır göstermek neredeyse yapılması mümkün olmayan olgular haline dönüştü. Hal böyle olunca, doğal olarak takvim yapraklarımızın geçmiş sayfası yarım kalmış, tamamlanamamış diyet ya da egzersiz denemeleriyle doldu kaldı. Oysaki başlamak bitirmenin yarısı tezinin en geçerli olduğu durumdur kilo verme çalışmaları. Çoğu zaman fark etmeyiz fakat hemen meyvelerini almaya başlarız niyetimizin.

Elbette beklenildiği gibi ilk andan itibaren göbeğin içeri doğru gittiğini, hatta “sixpacklerin” çıktığını görmek imkansız. Daha çok mevcut kalori ve yağ oranının yüzdelik dilimiyle başlıyor süreç. Yani evde kendi kendimize yaptığımız sporun (ama kesinlikle düzenli olmak zorunda) ya da artık diyete başlıyorum diye kıstığımız midemizin bile daha ilk günden pozitif sonuçları beyne ulaşıyor. Ah bir fark edebilsek o değişimi, hassas olabilsek o kadar…

İşte tabiri caize film tam da bu noktada kopuyor! Bir gün, iki gün, üç gün derken yavaş yavaş sekteye uğruyor zayıflama programımız. Aynanın karşısına geçip baktığımızda aynı sarkık göbek çıkıyor karşımıza, aynı yağ tabakası sırıtıyor yüzümüze pis pis; ne sinir bozucu bir manzara ama!

Tabii biz bunun böyle olduğunu zannediyoruz, göremiyoruz. Bir iki ay sonrasını düşünemiyoruz, sonra açlıkla terbiye edilen mide yeniden dolmaya başlıyor. Hatta gereksiz moral bozukluğu ile daha da çok yükleniyoruz ona, eskisinden daha çok! Sonuç olarak elimize ne geçti? Kilo vermek ve fit bir görüntüye kavuşmak için başlatmış olduğumuz hareket bize daha fazla kilo olarak geri döndü, ne ironi ama!

Buradan elimize meselenin kilo vermek olmadığı sonucu çıkıyor. Her şeyden önce psikolojik olarak buna kendimizi hazırlamamız gerektiği var karşımızda. Zorlu bir parkuru bitirmek için beden gücünün yanında inanç gerekir sporcunun ruhunda. Biz de bu sporcu gibi parkuru bitireceğimize inanacağız! Aynanın karşısına geçemeden yapamıyorsak eğer, kaybettiğimiz küçük kalorileri ve bunların damlaya damlaya kilogramlara dönüşeceğini hatırlatacağız kendimize. Eğer kendinizde bu gücü hissediyorsanız, hemen, şu anda başlayın kendinizi frenlemeye! Kilo vermek zaman, mekan ya da program işi değildir! İlk olarak o ateşi hissederseniz eğer, yağlarınızdan tutun da tüm dünyayı yakmaya hazırsınız demektir.

Ateşiniz bol olsun!

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

error: Copyright! Yaşamloji